Blog arkadaşlar yeni bir oyun başlatmışlar; adı “Aldım, Kullandım, Memnunum”. Beni de Sevgili Seda ve Sevgili Ebru oyuna dahil etmişler. Geçen hafta rahatsızlığım nedeniyle yazamamıştım ama bu haftasonu hemen resimleri çektim ve yazdım

Beni memnun eden eşyalarımdan biri hatta baktıkça güldüğüm kirpi kürdanlığım
Safranbolu gezimiz sırasında ahşap ürünler satan bir mağazadan almıştım. Çok kullanışlı ve estetik bir kürdanlık.
Elimden düşürmediğim sebze soyacağım. Kullanılmadığı zaman ortadaki düğmesine basarak keskin bıçağı içine giriyor ve çekmecede güvenle duruyor. 1 dakikada 2 adet kabak soyabiliyorum
Mutfağımın vazgeçilmezleri porselen fırın kaplarım, her birini çok seviyorum. Fırında yaptığım tart ve yemekleri masada hoş biçimde sunuyorum. Aklım hala alamadığım çeşitlerde:) Mutfak eşyaları sözkonusu olduğunda kendimi zor frenliyorum:)

Takı ve aksesuar yapmak için aldığım boncuklarım. Sizlere daha önce bu yönümden hiç bahsetmemiştim. Bir ara yaptıklarımdan örnekler vereyim
Çok zevkli bir oyundu beni dahil ettiğiniz için teşekkür ederim. Ayrıca site sahiplerinin tanıtıldığı diğer bir oyunda; hakkımda yazdıkları güzel cümlelerden ötürü Sevgili Oya ve Ebru‘ya tekrar çok teşekkür ederim. Çok naziksiniz efendim, sevgiler…

Çiçekleri çok severim, annemin evi bahçeli ve benim çocukluğum hep o bahçede geçti. Anneannemin ve annemin sümbülleri, laleleri, kardelenleri, gülleri, şebboyları içinde geçen bir çocukluk… Meyve ağaçlarımızda var. Bahçeli evin bütün avantajlarından yararlanmışımdır, hemen hemen bütün evcil hayvanları besledik. Köpek, kedi, tavşan, tavuk
Hatırlıyorum tavuklar o kadar çok yumurtlardı ki ben sepetle komşulara dağıtırdım. O bahçede öyle çok zamanım geçti ki, arkadaşlarımla çiçek yapraklarından rengarenk sular çıkarır ve şişelerdik
Yazın bütün öğünlerimizi bahçede yerdik
Güzel bir çocukluk geçirdiğim için şanslıyım.
Bu Calanchoe cinsi çiçeğim bana geçen yıl gelmişti. Ancak gün geçtikçe çiçekleri döküldü, yaprakları sarardı. Oysa geldiğinde ne güzeldi, bir gün annem geldiğinde “sen bana ver bu çiçeği” dedi. Haftasonu çaya gittiğimde salonda pastanın resmini çekerken annem, “gel bak senin çiçeğin nasıl oldu” dedi, kafamı çevirdim ve sehpanın üzerinde duran güzelliği gördüm
Anne eli değdiği nasıl da belli oluyor, değil mi?


Bizim şirkette 1 hafta önce doğan minikler… Görseniz tam 10 kardeş doğdular ama birini kaybettik
Şimdi 9 kardeşler ve 1 erkek, 8 dişi olarak annelerinin koynundalar:) Annelerinden yanlarına yaklaşıp düzgün fotoğraf çekemedim. Ama kendileri yürümeye başlayınca çekeceğim. Anne Sibirya Kurdu, baba Alman Kurdu olunca yanlarına yaklaşmak mümkün olmuyor. Baba şakalaşmak için üzerimize atlıyor kimbilir kaç kilo beni devirecek; anne ise yavrularını koruduğu için hırçınlaşıyor. Onlarla ilgilenen çalışanımız sayesinde bu kareyi yakalayabildim. Ancak ona anneleri birşey yapmıyor, eline aldı “hadi Hülya Hanım çabuk çek” dedi ve çekiverdim

Bu resim ise yazın doğan ablarından birinin resmi
Gözlerine bakar mısınız? Rus-Alman Kurdu birleşiminden ortaya ne kadar muhteşem bir güzellik çıktı… Bunlarda 9 kardeş doğmuşlardı ama anneleri 7 tanesini reddetti ve tüm çabalara rağmen yaşamamışlardı. Annelerinin ilk doğumuydu ve köpeklerde bazen ilk doğumlarda yavrularını kabul etmeme olurmuş. 2 kardeş olarak büyüdüler. Şimdi ise toplamda 11 kardeşler
Anne bu yavruları kabul etti ve görseniz öyle şirinler ki hepsinin rengi siyah ve sadece patilerinin uçları beyaz
Biraz büyüdüklerinde tekrar fotoğraflayacağım.






